Kırlangıç Zamanı

Gökyüzü hareketlidir artık, sonbahar kapıdadır. Bir yandan damlalar, diğer yandan çoşkuyla uçuşan kuşlar. Aklımda yıllar öncesinin bir akşam saatinde gökyüzünde yüzlerce leyleğin sağa sola uçuşmasına tanıklık edişim, bu yıl çok gezeceğim diye sevinirken, sabahın erken saatlerinde bir depremle uyanışı İstanbul’un, hem İstanbul’un sarsılışı hem de ben derinden yaralanışım. Şimdilerde her leylek görüşümde bir yandan bir sevinç sarar benliğimi, diğer yandan bir hüzün incitir yüreğimi. Yuvasız kuşlar gelir de aklıma, terkedilmiş yuvalara sığmaya, sığdırmaya çalışırım hayatları.

Sonbahar ayrılıktır, hazandır. Sonbaharda, kuşlar daha sakin daha sıcak bir yer bulmaya çalışır kendine, gitme zamanıdır. Bir daha dönmeme zamanıdır. Yeni bir semada huzuru ve mutluluğu arama zamanıdır. Isınacak bir yuva bulma zamanıdır. Yeni ufuklara yol alma zamanıdır. Kış soğuğuna dayanmak için bir yuva kurma zamanıdır. Bir dam altına girme zamanıdır. Her sonbaharda bir öykü yeniden hatırlanır, bir kırlangıç yeniden yaşanır.

Günlerden bir gün diyelim ki bir yaz, kırlangıcın biri bir adama aşık olmuş, ve adamın penceresinin önüne konup adama şöyle demiş.

‘Ben seni çok seviyorum lütfen pencereyi açıp beni içeri al da birlikte yaşayalım.’

Adam ‘ Olmaz alamam, sen bir kuşsun hiç bir kuş adama aşık olur mu?’ Kırlangıç bir süre sonra tekrar gelmiş.

‘ Lütfen pencereyi açıp beni içeri al birlikte yaşarız. Hem ben sana dost ve arkadaş olurum canında sıkılmaz birlikte yaşar gideriz.’

Adam yine ” Olmaz alamam. Git başımdan” diye cevap vermiş.

Zaman geçmiş. Sonbahar yaklaşmış. Kırlangıç üçüncü ve son defa penceresinin önüne konup adama tekrar şöyle demiş. ” Lütfen beni içeri al. Artık soğuklar da başladı, dışarıda kalamam biliyorsun ben sıcak havalarda yaşayabilirim sadece. Beni içeri almazsan başka sıcak ülkelere gitmek zorunda kalırım. Lütfen beni içeri al da burada kalayım. Birlikte yemek yer omuzuna konar seni neşelendirir sana yarenlik ederim. Hem sende benim gibi yalnızsın. ‘

Adam ‘Git derhal başımdan! Ben yalnız kalırım’demiş ve kuşu kovmuş. Kırlangıç’ta bu cevap üzerine üzüntülü bir şekilde uçmuş ve uzaklara gitmiş. Adam kırlangıç uzaklara gittikten sonra düşünmüş.

‘ Ben ne aptal, ne kadar akılsız bir adamım, niye kırlangıçla birlikte kalmayı kabul etmedim? Ne güzel birlikte kalırdık’ demiş kendi kendine ve çok pişman olmuş. Pişman olmuş ama iş işten geçmiş.

‘ Nasıl olsa sıcaklar başlayınca kırlangıcım yine gelir bende onu içeri alır birlikte mutlu bir hayat sürerim’ demiş.

Ve penceresini sonuna kadar açıp beklemeye başlamış. Yazın gelmesiyle kırlangıçlarda gelmeye başlamış. Ama onun kırlangıcı gelmemiş. Yazın sonuna kadar hiç penceresini kapatmadan pencerenin başında beklemiş ama boşuna, kırlangıç yokmuş. Gelen kırlangıçlara sormuş ama onun kırlangıcını gören olmamış. Sonunda bir bilge kişiye halini danışmak ve ondan bilgi almak için gitmiş. Bilge kişiye olayı anlattıktan sonra bilge kişi ona şöyle demiş.

‘Kırlangıçların ömrü 6 aydır.’

Hayatta bazı fırsatlar vardır, ömründe bir defa eline geçer ve değerlendiremezsen uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır, ömründe bir kez karşına çıkar ve fark edemezsen, değerini bilemezsen, uçup gider. Ve asla geri gelmezler. Dikkatli olun. Farkında olun. Ve bir düşünün acaba kaç kırlangıcı kovaladınız pencerenizden bugüne değin.