“Beşparmak eteklerinde…”

Ben içeriye girmek istemiyorum, sen de gidemezsin diyordu arkamdaki ses; ben çoktan arabanın  kapısını açmış yavaş yavaş ilerliyordum. Hem korku hem de merak birbiriyle yarışıyordu sanki. Arkama bakmıyordum çünkü beni vazgeçirmesini istemiyordum, hani gözüyle bir işaret yapsa ben çoktan koşarak geri gelecektim. Aslında çok korkuyordum içeride ne olduğunu bilmeden ilerlemek, meraka yenilmek. Bahçeyi geçtim, yasemin kokusu o günlerden kalma bir sevda herhalde bende, içime işledi bedenime sindi. Bahçe kapısından uzaklaştıkça balkon daha netleşiyordu, hem balkon…

"“Beşparmak eteklerinde…”"

Mário Raul de Morais Andrade… Olgunluğun Kıymetli Zamanı

Bir şekerleme paketi kazanmış küçük bir çocuk gibi yılları büyük bir zevkle ve iştahla yedim, ama azalmaya başladıklarını hissedince artık teker teker, tadını çıkararak yiyorum. Artık yasaların ve yönetmeliklerin tartışılıp durduğu ve hiçbir işe yaramayacağını bildiğim sonsuz toplantılara ayıracak zamanım yok. Takvim yaşlarına rağmen hâlâ büyümeyen aptal insanlara destek olmak için de zamanım yok. Vasatlıkla uğraşmak için de zaman ayıramam. Şişmiş egoların bulunduğu toplantılara katılmayı hiç istemiyorum. Artık dalaverecilere ve çıkarcılara tahammül etmiyorum. Başarılı olmuş…

"Mário Raul de Morais Andrade… Olgunluğun Kıymetli Zamanı"