İz Bırakmadan

 

Ve ne kadar seviyorum kaybolmayı. Bir sabah erken direksiyona geçip bakalım nereye gider bu yol diye yola çıkıyorum, ne güzel oluyor son günlerde. Hayatın kollarına kendimi bırakıp razıyım herşeye dediğim günlerden biri. Uzun zaman oldu hayatı planlamayı bırakalı; eskiden ne çok gurur duyardım kendimle, ben yaptım bu hayatı diye. Şimdi ne kadar huzurluyum kendimle, sana bıraktım bu hayatı sen yaz ben oynayım diye. Kolay oluyor böylesi, nasılsa planlar tutmuyor beklentiler küçük tutuluyor. Hayat işte akıp gidiyor olsam da içinde olmasam da planlarda. Yaşamın ucundan tutmak gibi ama tam ortasında yaşamak gibi bir şey aslında. Planlar çok yüksek beklentiler çok büyük benden ama yine de sen yaz ben oynayım. Söz sana isyan yok itiraz düşünmüyorum.

Yolculuk ilginçtir. Yol sürerken dağlar denizler, ağaçlar ve ormanlar, yaşamın sürekliliğini anlatır durur, geceden kalmıştır mahmurdur, insanlar vardır karmaşada telaşta, bir çocuk vardır kıyıda denize uzaktan bakan, bir adam vardır başında şapkası, kaybolmuşluğu yaşayan, boşluğunun bilincinde olmayan, yardım edemediğiniz, kendi plansızlıklarını yaşamaya çalışan,  yeni bir panceredir yolculuk, yeni bir hayata doğru.

Yaşam denilen yolculuk ne kadar da anımsatır, tüm özlemlerin doyumsuz kaldığını, yorulmadan aramadan, ve planlamadan, canının acısını hissetmeden, sınırlarında yaşayıp sınırsızlığa koşmak gibidir yolculuk. Öyle bir duygusuz ki, tüm duyguları kucaklayan, yaşamı kucaklayıp yeniden duygularını savurmak rüzgara, yola koyulmak yolu arkadaş tutmak gibidir yolculuk.

Her an, yaşar; her an, ölüdür, uzaktır yolun sonu ama gidersin, içindeki rüzgarın sesini duyar da iz sürersin gidersin amaçsızca duygusuzca hissetmeden, huzurla kucaklarsın da kendini, açık mavi koyu mavi lacivert ve kurşini bir gök yüzünün tam ortasında sonsuzluğu hissedersin de, yolun sonunu merak etmezsin, yaşamın sonuna seyahat edersin, geçmişi bırakamazsın, ciğerlerini yakan derin bir nefes alırsın tüm gücünle insanlara bakarsın yollarda, çocukları görürsün o yüzlerde, hayal kırıklıkları gerçekci çarpar suratına, tekerlek döner gidersin yolun sonunu bilemezsin.

Yükseliş ve düşüşler vardır yolda, tümsekler vardır, bazen bir çiçek bazen bir böcek huzurlu. Hiçsizliği hissedersin kaybolmuşlığun huzurunu yaşarsın da, sonra açarsın camı bağırırsın rüzgara, ”onayladığınız tüm yaşamlara selam olsun ben gidiyorum, yokum bu çizdiğiniz sınırlarda, ben yeni planlara yeni yerleri görmeye gidiyorum”. Gidersin… İz sürersin önceleri sonra bırakırsın iz sürmeyi, o senin izini takip eder gelir arkandan, yakandan tutar fırlatır başka yöne, bilirsin ki o güzellikler yeni vaadler sunar, bakmazsın arkaya güler geçerşin. Gelecek kaygısı olmadan ruhuna hükmetmeden. Bu bir hayat meydanı, hem er meydanı hem de savaş meydanı.

Plansız gelmişsek bu hayata, planlı yaşamak niye? Kaybolmak en güzelinden. İz bırakmak yol ayırımında, yeni oyuna doğru…sessizce, usulca huzurla…

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.