Alzheimer denilen illet…

11144790_10153501748028570_5510873890078692731_n

 

 

Ellerimde bavular kapıdan giriyorum, mutfak aynı mutfak, ev aynı ev, balkon aynı balkon, çok olmamış en fazla bir ay. Bırakıyorum ortalara yürüyorum, ”Anne” diyerek. Biliyorum odasında her zamanki koltuğunda oturuyor. İçeriye bakıyorum, evet orada ” Anne ben geldim ” diyorum yürüyorum yanına. Yüzünde bir tebessüm ” Annem hoş geldin” o kadar, sadece o kadar başını çeviriyor televizyona.  Sonra tekrar bakıyor ” ne zaman geldin” sarılıyorum öpüyorum, ”Şimdi geldim” diyorum, ” Napan anne” ”iyiyim diyor sen geldin şimdi daha iyiyim”. Tamam diyorum iki gün burdayım, çantalarımı odama bırakayım geliyorum.

Ve süratle yeniden yanına dönüyorum, kapıda beni görünce ” Annem hoş geldin ne zaman geldin diyor”. Bakıyorum sadece ” Yoksa az önce beni görmedi mi diyorum kendime bakıyorum. Bir daha sarılıyorum bir daha öpüyorum, ” Anne burdayım” diyorum, şimdi iki gün birlikteyiz, ”çok sevindim diyor biliyorsun ben gelemem sen çok sık gel ” diyor…

Sonra başlıyoruz sohbete. ” Senin çocukların var mı, sen nerdesin, sen çalışıyor musun. Adın neydi senin? ” bitmek bilmeyen sorular. Hepsine yeniden cevap veriyorum yeniden anlatıyorum ama sanki beni dinlemiyor.

Elimde iki kahve ”hadi kahve içelim” diyorum, bakıyor ”ben kahve sevmem diyor” her gün kahve içtiğini kahve partileri yaptıklarını unutmuş demek ki diyorum. Anne diyorum hadi gel seninle evlatlarının adlarını sayalım, tamam sayalım diyor yüzünde kocaman bir tebessüm, nasıl da mutlu ediyor düşüncesi bile. Başlıyor saymaya bir elinin parmaklarını göstere göstere ” Bir Derviş….iki ” ben kesiyorum konuşmayı ” Hayır anne diyorum hayır Derviş babam sen evlatlarının adlarını sayacaksın” Bakıyor yüzüme ” doğru diyor Derviş baban….sonra susuyor, sonra yine susuyor ” Başka hatırlamam diyor.” Ben sonra devam etmiyorum saymaya edemiyorum çünkü; vazgeçiyoruz saymaktan.

”Erken gitti diyor” sonra anlatıyor, eskiye ait ne varsa anlatıyor. Babamı anlatıyor, evini anlatıyor komşularını anlatıyor. Hem susuyor hem de anlatıyor. Arada soruyorum, lafa dalıyorum, biraz daha öğrenmek istiyorum biraz daha yazmak istiyorum anlatılanları,  ” hatırlamadım diyor”, sadece bildiklerini anlatıyor, hatırlayabildiklerini, değerlerini en çok kıymetlilerini. Babam, babamın dükkanı, kaymaklıdaki evi, tekerlemeler. ”Baflıyım ben Baylıyım, biriynan sevdalıyım”, ” Garadır gayısıdır Kıbrıs’ın yarısıdır, beyazdır tütülüdür Kıbrıs’ın bütünüdür”. Elimde kağıt kalem o söylüyor ben yazıyorum.

Evimize gidelim diye tutturduğu günler oluyor bazen. Haklı, düzen değişmiş bir başkası gelmiş onunla yaşıyor kısa bir süre için de olsa.

-Anne diyorum bu ev bizim, yüzüme bakıyor

– Bana anne  dedin diyor o halde sen benim kızımsın…

yüzüne bakıyorum,

-anne sen benim annemsin…. diyorum

-o halde ben seni çok severim…. diyor

-anne ben de seni çok severim…. diyorum

Ama artık ağlamıyorum. Bununla yetinmeyi öğreniyorum. Bir daha sarılıyoruz birbirimize yeniden annesini bulmuş çocuk gibi, bir yerlerde kaybettiği kızına kavuşmuş anne misali. Kim çocuk kim anne aldırmıyoruz artık.

Birçok şeyi yapamıyor, aslında hiçbirşey yapamıyor son zamanlarda. Unutuyor ve unuttuğunun farkında. Masada yemek yemeyi unutuyor mesela, su içmeyi unutuyor, desteksiz yürüyemediğini unutuyor, beş kardeş olduğumuzu unutuyor. Herkesi gördüğü zaman hatırlıyor ama kimseyi diğerinin yanına koyamıyor. Bağlar kaybolmuş, ilgiler azalmış. Beş çocuğu çiçekler gibi yetiştirdiğini unutmuş. ”Şimdi çocuk büyütmek çocuk oyuncağı bizim zamanımızda çamaşır makinesi yoktu, ocak yoktu hazır bez de yoktu. İslim yakardık çamaşırları saatlerce gaynatırdık” dediği günleri unutmuş.

Mevsimler geçiyor, yaz geliyor kış bitiyor. Her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor bizlerden. Huzurlu ama uzak hepimize. Bazen gözlerinde kocaman bir korku bazen bir çocuk kadar saf. Hadi diyorum dondurma yiyelim, ellerinde dondurma parmaklarının arasından akıyor, damlıyor koca koca iz bırakıyor aktığı yerlerde, onlar dışta benim göz yaşlarım içte….

11193365_10153244464678570_2768391495721394961_n

66181_10153118852728570_3390961821330940398_n

 

Alzheimer denilen illet…” üzerine 3 düşünce

  • 8 Ekim 2015 tarihinde, saat 10:21 AM
    Kalıcı bağlantı

    Duygularını bu kadar güzel anlatmışsın, kalemine yüreğine sağlık Hale.

    Yanıtla
  • 8 Ekim 2015 tarihinde, saat 4:50 PM
    Kalıcı bağlantı

    Yüreğine kalemine sağlık. Ben de annemin son 2 yılında çok benzer şeyler yaşamıştım

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.