Kadın Dediğin…

Kadınların bilmesi gereken 25 şey, 1. Unutma, sen değerlisin. Çalışsan da çalışmasan da… Ünlü olsan da olmasan da… O erkek seni istese de istemese de… Sen sen olduğun için bi’tanesin. 2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın. Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his… Sen şahanesin.. 3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin. 4. Kendine güvenin en büyük silahındır ve…

"Kadın Dediğin…"

Sonrası Dağınık Yatak

Baba sonsuza gittiği gün  hayaller de meçhule doğru yola çıkar aslında. Sadece baba değildir kaybedilen; aynı anda bir de sevgilidir arkasından ağladığın. Bazen yol, bazen de oyun arkadaşındır  giden ve bir daha geri dönmeyen. En büyük sırdaştır kaybettiğin.  Kaybedişi ilk  kabulleniştir  hayatta, ilk başlangıç istenmeyen ve hayatın kaybediş olduğu gerçeğinin ilk sızlanışı aslında. ”Ben böyle kaderin” demeğe başladığın gündür belki de. Kız çocuklarının ilk sevgilisidir baba; kendini onunla özdeşleştirmiştir; karşılıksız sevgiyi onda bulmuştır çoğu zaman.…

"Sonrası Dağınık Yatak"

Öylesine…iki (yazar adının saklı kalmasını istedi)

Hayat bir şey istediğinde, İşte hayat dediğimiz şey yani, Böyle gelip bir şey istediğinde, bakarım yüzüne.   “Gel” derim, “gel” “Verecek bir şey yok bende ama, Alacak birşeyler kaldıysa eğer, eğer alıp da yerine koymadığım bir şey bulursan heybemde gel…”   Yeterince çok acı çekip, yeterince çok “yeter” dediyseniz, ve alınacak bir söz, verilecek bir hesabınız kalmadıysa, ya da en azından kalmadığını düşünebildiyseniz, öyle öylesine değil, sapasağlam, delikanlısından, en dikinden, en dolambaçlı, en karanlığından bir…

"Öylesine…iki (yazar adının saklı kalmasını istedi)"

Hale Erel..yazar-çizer-okur-fotoğraf çeker-doktor

Ben hayatla, hayat benimle dalga geçiyoruz. Kim galip kim mağlup anlayamadım….. Doktor. Kıbrısta doğdu. Hem Akdenizli hem de adalı olmanın ayrıcalık olduğunu hissetti her zaman hayatı yaşarken . Daima hafife aldı hayatı ama hayat onu hiç hafife almadı; yine de güldü geçti her yeni olay karşısında. Üniversite diyerek geldi İstanbul’a ve her zaman geriye dönme arzusu oldu içinde . Yıllarca bavulu hazır bekledi doğduğu topraklara dönebilmek için; sadece tatillerde gidebildi. Sonunda gerçek bir İstanbul sevdalısı…

"Hale Erel..yazar-çizer-okur-fotoğraf çeker-doktor"

Hayatı Yavaşlattım

Bir gün geçmişe bakmayı bırakınca başlar insan yeniden yaşamaya. Sakin durgun ve huzuru bulduğu gündür işte o gün. Tam da kırılma noktasıdır insanın hayatındaki. Boş ver dediği, yavaşladığı ve yavaş bir hayatı yaşamaya başladığı en güzel günlerdir. Hep bir kırılmışlık vardır bu huzurun başlangıcında, sorgulamayı bıraktığı ‘’seni seninle bıraktım’’ dediği. Bazı insan yavaş yaşamayı sevmez, çünkü nasıl yaşanacağını bilmez. Saldırmak vardır doğasında, kırmak vardır ve üzmek vardır. Tarihin derinliklerinden getirdiği o hayatta kalma içgüdüsü ile…

"Hayatı Yavaşlattım"

Alzheimer denilen illet…

Ellerimde bavular kapıdan giriyorum, mutfak aynı mutfak, ev aynı ev, balkon aynı balkon, çok olmamış en fazla bir ay. Bırakıyorum ortalara yürüyorum, ”Anne” diyerek. Biliyorum odasında her zamanki koltuğunda oturuyor. İçeriye bakıyorum, evet orada ” Anne ben geldim ” diyorum yürüyorum yanına. Yüzünde bir tebessüm ” Annem hoş geldin” o kadar, sadece o kadar başını çeviriyor televizyona.  Sonra tekrar bakıyor ” ne zaman geldin” sarılıyorum öpüyorum, ”Şimdi geldim” diyorum, ” Napan anne” ”iyiyim diyor sen…

"Alzheimer denilen illet…"

Öylesine….bir (yazar adının saklı kalmasını istedi)

Bazen yorulursun… O kadar çok yorulursun ki, hani nefes almaya kalmaz kuvvetin. Bazen bitap düşer kafanın içindeki bütün tilkiler. Şeytanın fısıldadıkları bile keyif vermez olur ya adama hani, Hah işte öylesine, ölesiye yorulur insan…. Yaşadığımız bu hayatta, herkesin acısı kendi kadar olsa da – hani dağına göre kar verirmiş ya – işte o karı ayarlayamaz bir türlü. Yazın ortasında kar, kışın ortasında kar, sonsuz bir döngünün içine girersin. Bir yanda yağan karları izlersin, kıçın başın…

"Öylesine….bir (yazar adının saklı kalmasını istedi)"

Bir Masaldır Yaşamak

Bir Masaldır Yaşamak Bir insan düşünün ki her gün gidecekmiş gibi ve hiç gitmeyecek gibi yaşasın. Bir şehri çok sevsin , herkese ama herkese sevgisini anlatsın ama asla oraya yerleşmesin, ulaşmak istemediği sevgili sanki. Doğduğu ülkesine hayran yaşadığı yere aşık. Kendini ne büyük şehre uyumlayabilsin ne de küçük bir şehirden kopsun . Her gece uykusunda doğduğu yeri yaşasın , ama gün doğunca keşmekeşin içinde yuvarlansın . Bir hayat düşünün ki, ne buraya ne de oraya…

"Bir Masaldır Yaşamak"