Hasta Sohbetleri

Hasta Sohbetleri

Muayene olmasın hocam dedi dede. Muayene olmadan tahlil olmaz dedim. Sonra yaparsınız sonuçlarla gelirim. 3 dakika sonra baba kapıdan içeriye daldı . Muayene etmeden nasıl tahlil istersiniz diye bağırdı .

Hamileyken 10 kilo aldım, doğumdan sonra 18 kilo . Süt olsun diye sürekli yememi istiyorlar şunlara bir dur de hocam. Genç annenin feryadı

Hocam az sonra kayınvalidem ile geleceğim ne olur çocuğuma çok karışmamasını söyleyin diyor telefondaki ses.

Doktor hanım lütfen geline söyler misiniz sigara içmesin çocuğa yazık oluyor . Önceden odama dalmış kayınvalidenin sözleri.

Bizi dinlemiyor süt vermiyor hocam diyordu bebeğin teyzesi.

Bize bıraksa biz büyütürüz ama tutturdu ben bakacağım diye ..anneanne

Çocuk henüz 1 yaşında nasıl çalışırsın diye kavga da çıktı odada.

Bebeğin babası nerede dediğim zaman biz de bilmiyoruz cevabını da aldım.

Babayı hiç görmeden büyüttüğümüz çocuklar da oldu.

3 aşı aynı zamanda yapılmaz ki bu ne vicdansızlık diyen de .

Parçalanmış aile tablosunda sadece babayı gördüğüm bebekler de var.

Gece hiç uyumuyor bir uyku ilacı verirmisin diyen baba, ilaç vermediğim için küsüp bir daha geri gelmedi.

Sabah erken geldim sizi bulamadım diyenleri saymıyorum. Saat 06 30

Akşam geldim yoktunuz dediklerinde ; genellikle akşamları eve gidiyorum diye izah ettim.

Saat 16 50 de telefon edip iyi ki çıkmadınız hemen geliyorum acil diyene sorduğumda çocuk 3 gündür ateşli de bizi bekleyin diyene de rastladım.

Akşam yemeğinde telefonuma gelen mesajı açtığım zaman bebeğin poposundaki döküntünün fotoğrafını da buldum .

Öğle yemeğine gittiğim zaman öfkelenip kaçan hastaları saymıyorum.

İnanın ki gece yarısı beni uyandıran telefondaki ses çorbaya soğan koyabilir miyim dediğinde hiç kızmıyorum .

Aşı takvimine müdahale etmek isteyenlere de hoşgörüm var.

Çocuğumun hasta olduğunu sakladım; doktor çocukları nasıl hasta olur ki cevabına yanıt

bulamadım . Sessiz kaldım . Biz insan değil miyiz diye sadece düşündüm .

Benden sadece 10 sene çok okudun diyen arkadaşlarım, benim can dostlarım .

Ama inanın ki hayat bebeklerle güzel . İyi ki, çocuklar ve hala kendini çocuk zannedenler var hayatımda .

Doktor bey

Doktor bey

Henüz gribi kuş, domuz gribi diye ayırımcılık yapmadığımız, gribin grip olduğu zamanların birinde,erken bir saatte kapımın kapısı aralandığı zaman, 65 yaşlarında bir hasta yakınının kafasını uzatıp, gelebilir miyim doktor bey dediğini duydum . Yerimden kalktım kapıyı ardına kadar açtım, ”buyurun” dedim . Elimdeki çay fincanını masanın üstüne bıraktım ve beklemeye başladım . Koridora dönmüş ”gelin doktor bey”burada diyerek yanında genç bir anne ve kucağında bir çocukla odama girdi .
Bebeğin burnu akıyordu, karnı da ağrıyordu, henüz 3 aylıktı ve sadece anne sütü ile besleniyordu . Aslında çok şikayetleri yoktu ama , gelin hasta olmuştu bebeğe de geçirmesinden korkuyorlardı .
Ben muayene masasına yaklaşırken sadece dede konuşmuş bebeğin şikayetlerini dile getiriyordu . Muayene sonrası ellerimi lavaboda yıkarken bir taraftan da göz ucu ile kendimi aynada süzüyordum Yüzüme baktım, gözlerimde mavi kalem, rimel , dudak boyası hepsi vardı . Saçlarım da cok kısa değildi ama . Giydiğim etekle de hiç erkeğe benzemiyordum . Güldüm kendimce kimse anlamasın istedim. İçimden iyi görünüyorsun DOKTOR BEY dedim .
Reçetemi yazdım , anneyle sohbet etmeye çalıştım, her sorduğum soruya dededen yanıt aldım; bebeğin çok ciddi bir rahatsızlığı olmadığını söyledim, bol bol anne sütü vermesini de tembihleyerek, merak etmemesini istediği zaman yeniden gelebileceğini ifade ettim. Teşekkür ederim doktor bey dedi sevgili dede. Güldüm tabii ki, ama söyleyecek bir şey yok. Kapıdan çıkarlarken ”bebeği koruyun, annesi ,ağzını bir tülbentle kapatırsan meme esnasında sendeki gribal enfksiyonun bebeğe geçmesini engellersin” dedim; ve sıradaki hastaya kapıyı açtım ; güle güle dedim yolcu ettim. Ellerimi sıktı teşekkür etti dede. İlk torundu hem de oğlundan ilk torunu.
Zaman geçiyordu . Hele kapıda bekleyen hasta varken nasıl geçtiğini de anlamıyorsunuz . Bir yandan hasta bakıyordum bir yandan da gelen telefonlara cevap yetiştiriyordum ki , telefon elimde kaldı, söyleyecek söz bulamadım . Karşımda ağlamaklı bir erkek sesi, doktor bey ya çocuğun ağzını tülbentle kapadık ama şimdi bebek sürekli ağlıyor acıkmış, anne de ağlıyor göğüsleri şişmiş, ben de dayanamadım seni aradım; tülbenti biraz çıkarsak da bebeği beslesek olmaz mı?” sesim soluğum kesilmiş dinliyorum . Bende feryat figan rengim benzim atmış. ” Tülbenti annenin ağzına bağlayacaksınız, solunum yoluyla, ağzından bebeğe herhangi bir enfeksiyon geçmemesi için annenin ağzına ; bebeğin ağzına hiçbirşey bağlanmaz, hemen çıkarın şunu ” Sağol doktor bey sağol” diyerek kapanan telefonda dedenin sesi gerçekten çok sevinçliydi. Amerikayı yeniden keşfetmiştik ikimiz de . Elimde telefon ağlasam mı gülsem mi dedim. Gülmekten gözlerimden yaşlar geldi.