Hayatı Yavaşlattım

DSC_1355

Bir gün geçmişe bakmayı bırakınca başlar insan yeniden yaşamaya. Sakin durgun ve huzuru bulduğu gündür işte o gün. Tam da kırılma noktasıdır insanın hayatındaki. Boş ver dediği, yavaşladığı ve yavaş bir hayatı yaşamaya başladığı en güzel günlerdir. Hep bir kırılmışlık vardır bu huzurun başlangıcında, sorgulamayı bıraktığı ‘’seni seninle bıraktım’’ dediği.
Bazı insan yavaş yaşamayı sevmez, çünkü nasıl yaşanacağını bilmez. Saldırmak vardır doğasında, kırmak vardır ve üzmek vardır. Tarihin derinliklerinden getirdiği o hayatta kalma içgüdüsü ile etrafındaki her şeye sahip olmak, kırmak, elde etmek ister çevresindeki her şeyi. Çünkü öyle zayıf hisseder ki ancak bunlarla mutlu olunabileceğini zanneder. Karşısındakine saldırdığı zaman mutlu olduğu düşüncesi ile zayıflığını kapatmak ister, mutsuzluğunu huzursuzluğunu korkularını ve hatta terk edilmişliklerini. Yalnızlıklarını saklamaya çalışır, çok huzurluyum imajını yaratır, ama yavaşlamayı bilmez. Korkar yavaşlamaktan, gücünü kaybettiğini zanneder, hayatı elinden akıp gider, huzurun, yeni heyecanın, yeni bir maceranın farkında olmaz. Kaybettiklerini fark etmez kıra döke ömrü tükenir de o, aslında kendi hayatının tam da ortasındakilere saldırdığını fark etmez.
Uzaktan bakmak gerekir bu insanlara, acımadan üzülmeden ne yapmaya çalıştığını sorgulamadan. Mutsuzluğunu, saklamak için nasıl gayret ettiğinin farkında olarak. Yalnızlığına üzülmeden, tercihlerine saygı duyarak ve kendinden uzak tutarak, uzaktan bakarak, bir gün adımlarını yavaşlatmasını umarak izlemek gerekli bu insanları. Zayıf hissetmemesi için ego ve hırslarının kölesi olduğunu fark edeceği günü ve bu zayıflıktan çıkmasını beklemek gerekli. Bir gün veya bir yıl veya bir ömür. O gözlerine inen buzlu camın kalkmasını beklemek gerek. Ruhuna yaptığı hırs dövmesinin kalkmasını beklemek gerek. Ama uzakta, hatta en uzakta…
Yavaş yaşamak bir kaçış değildir, bir tercihtir. Ben bu mücadelenin içinde değilim demektir. Hayatı bu kadar ciddiye almıyorum artık demektir, ben artık bu çevremdeki kalabalıktan kendimi kurtardım, gelecek kaygılarım yok demektir. Hayattaki hızımı azalttım kimseyle mücadele etmiyorum demektir, ben şu anın keyfini çıkarıyorum, egolarla uğraşmıyorum demektir. Yaşamın yeniliklerine uyum sağlıyorum, yeni bir hayata başlıyorum demektir.
Hayal kırıklıkları, güvendiğim dağlara kar yağması, aslında ne çok yanılmışım demesi, insana tam da bu yeni başlangıcı getirir. Hayat zaten macera, yavaş yaşamaksa bir beceri. Bunu öğrenebilen insan tam da bu anın huzurunu deneyimler ve bir daha o mücadelenin içinde olmaz. Kendinde, başkalarının ego ve hırslarından uzaktan bakmayı becerebilen insan bir daha o girdabın içine girmez.
An şu andır; gün, tam da bu gün yeni bir başlangıç için,hayatı yavaş yaşamak huzurunu yakalamak için.