İnsan Deli, Hayat Renkli

İnsan Deli, Hayat Renkli

Bir sabah başını alırsa eğer ve giderse uzaklara, çok da bakmazsa geriye, kaybolmak zamanı derse eğer, yaşamın kıyısında durmuşsa, yelkeni toplamışsa , rotayı çevirmişse uzaklara, işte o gün yeni bir hayat başlamışsa, çokça düşünmüştür öyleyse.

Bi akşam elinde fırçalar boyamaya başlamışsa dünyayı yeniden, tuvalden taşmışsa renkler, en çok renkliyi severim demişse, siyah ve beyaz boyamışsa tuvali, deliler gibi yapmış bozmuşsa anlayın ki çokca düşünmüştür.

Kağıtların arasında kaybolmuşsa, yazmışsa çizmişse, ”yok, o benim kimse bilmemeli” demişse sonra kurtulmak istercesine karalamışsa hayatı, ıskalamışsa , yeniden kıyısında durmuşsa hayatın sessizce huzurla umutla, deyin ki çokca düşünmüştür.

Sonra bir gün uzak bir maviye dikmişse gözlerini, bakmışsa buğulu, silmişse incilerini, ufka dalmışsa inceden, uzaktakiler gittikçe yakınlaşmışsa, geçmiş daha bir canlanmışsa, korkacaksın işte o zaman, gözünü ufka dikenlerden korkacaksın, bir delilik vardır aklında diyeceksin ve sonra yine korkacaksın.

Tozu dumana katmışsa bir insan, çılgınca kazıyorsa toprağı, yeni bir hayat dikiyorsa yeniden, terliyorsa soğukta, ısıtmıyorsa güneş, anlayacaksın ki, yolun başındadır. Yorgunsa, uykusuzsa, açsa eğer, aklına gelenlerı kovalamaktan bitap düşşse eğer, inanacaksın, onun inanamadığı kadar inanacaksın, yeniden alkışlayacaksın. Canı acımıyorsa, duracaksın , bakacaksın.

Gök her akşam kırmızı oluyorsa eğer, rengini değiştirebileceğine inanacaksın. Kuralları kendin için ugulayacaksın. Ayaklarındaki zincirleri kırıp yeniden, en sağlamından basacaksın yere, öyle bir sağlam ki kök salacaksın, kimse koparamayacak köklerini yeniden doğacaksın.

Karmaşadan kaçıyorsa bir insan, huzur arıyorsa, arkaya bakmıyorsa, yolun sonuysa hedefi, ufka yakınsa bakışları, yol yürümekle bitmez diyorsa, yollara düşşse, bilinmeyene gidiyorsa, yorgunsa, dinginse, umutsuzsa umut peşinde, bırakmışsa herşeyi, vazgeçmişse, anlayın ki yeniden başlamıştır hayatı.

Kırılmış ne varsa, arkada bırakmışsa eğer, derleyip toplamaya çalışmamışsa, yan yana getirip birleştirmemişse , bilin ki kırılmış parçalar toz bulutu gibi uçup gitmiştir. Yokluğuna alıştığı hiç birşeyin değeri kalmamıştır. Kaybedecek birşeyi kalmamışsa bir insanın, kaybettiklerini silmesini de öğrenmiştir.

İşte böyle deli bir hayattır yaşanan, insan deli, hayat renkli…

 

Bağırasım var

Bağırasım var

Neymiş efendim kadınsın ya , çalışıyorsun ya, yok efendim yok . İş yapan kimse istenmiyor. Sadece iş yetmiyor .

Biz kadınız-insanız . Sizin gibi okuduk ve çalışıyoruz .

Biz kadınız-insanız. Sizin kadar aklımız var ve her konuyu kendimiz tek başımıza çözebiliyoruz

sizler kadar insanız , sizler kadar kendimize güvenimiz var. Ve sizler kadar mertçe işimizi yapmak istiyoruz.

Araba kullanabiliyoruz, alışveriş yapabiliyoruz , hem kendimize hem de evimize bakabiliyoruz , paramızı da kazanıyoruz, istediğimiz kadar harcama yapabiliyoruz. Çocuğumuzun okulu ile ilgilenebiliyoruz , ödeme planımızı yapabiliyoruz. Gece gündüz kavramı bizler için de önemli değil , gece yarısı sokağa da çıkarız, kafaları da çekeriz. Bizleri kimsenin koruması gerekmiyor . Gece sokakta yürümekten de korkmuyoruz. Gündüz kuzu gece kurt değiliz, bizler sadece insanız.

Açık saçık fıkralar anlatmanız gerekmiyor, bilgisayarımızı açıp bunları rahatlıkla okuyabiliyoruz . Çok beğendiğimiz zaman da bunları paylaşabiliyoruz .

Üstümüzde gördüğünüz bir etek için arkamızdan bakmanız gerekmiyor, Pantolon giydiğimizde ”aslında etek daha çok yakışıyor ”demeseniz aslında daha mutlu oluruz. Bizim giydiklerimiz hakkında ne yorum yapın ne de eleştrin. Ayakkabımın topuğunun uzunluğu sadece beni ilgilendirir başka kimsenin ilgi alanında değildir.

Kahve teklifini izin verin de bizler size yapalım, size bu kadar güvenelim . Bu akşam nereye böyle soruları inanın ki bizi çok rahatsız ediyor; çünkü biz size hiç sormuyoruz bunu, çünkü hiç ama hiç ilgiendirmiyor.

Sizin, ”sevgili” hikayeleriniz de hiç umurumuzda değil, hele onunla neler yaptığınızı anlattığınız zaman sizlere acıyarak bakıyoruz, hem size hem de eşinize. Ne kırmızı rujumuz sizi ilgilendiriyor, ne mini eteğimiz ne de bol paçalı pantolonumuz, ne de ayakkabımız.

Kapının önünde, ciğercinin kedisi gibi beklediğinizde o ayakkabı ile tekme atmak geçiyor içimizden .

Kilo almışsın, kilo vermişsin, yeşil kalem olmamış, beyaz pantolon gitmemiş, kırmızı çok iddialı olmadı mı, saçlarına fön çekseydin. Saçımızla değil, kafamızla hem de kafamızın içindeki beynimizin ne kadar şık olduğu ile ilgilenin.

Hem biliyor musunuz , biz kadınlar , hele de çalışan ve üreten kadınlar sizlerin bu davranışları karşısında bir fıkra anlatıyoruz birbirimize ; hani ”ben sana padişah olamadın demedim ki oğlum adam olamadın ”diye biten.

İş yerlerindeki tacizleri düşündükçe çıkıp Galata Kulesine bağırasım var . Biz insanız, anneyiz çalışanız ve işvereniz diye bağırasım var, hem de önce insanız diye bağırasım var. İş yerindeki gözleri bizlerin üzerinde olan işveren-çalışan erkekler, bizler kadınız ve en az sizler kadar zekiyiz, imalarda bulunduğunuzda çok rahatsız oluyoruz, sizden ve sizinle çalışmak zorunda olduğumuz için daha çok rahatsız oluyoruz, ve en az sizin kadar insan olduğumuz için sesimizi çıkarmıyoruz, sesimizi çıkarmıyoruz ki yerin dibine geçmeyin diye. Adı ister mobing olsun ister taciz, her ne deniyorsa ben sadece bir şey söylemek istiyorum; biz ve siz, kadınlar ve erkekler, bizler sadece insanız.