Paskalya Sabahı

Paskalya Sabahı

Kapıda bir ”tak” sesi. Kulak kabartıp dinlemeye başladık. Sabah çok erken bir saat, sanki geç olsa misafir gelecekmiş gibi. Hayır diye atıldı babam ”açmayın” annem her zamanki haliyle ”kim gelecek bey” diye soruyor. Ben masanın altındayım. Uyumuyorum ama çıkmıyorum oradan çünkü uzun zamandır orada yaşıyorum. Yeniden bir ”tak” ama sadece bir ”tak” sesi. ”Açalım” diyor annem,” hayı”r diyor babam, rüzgardır kapıya birşey sürüklemiş açmayın diyor. İkisinin gözlerinde bir korku bakışıyorlar. Yukarıdan iki delikanlı geliyor, henüz sakalı bitmemiş, ama çok çabuk büyümüş iki delikanlı. Ev çok kalabalık, ben masanın altında yalnızım, yalnızlığı o günlerde öğrendim belli ki.

Uzun bir sesizlik sürüyor, ben korkuyorum, sonra yeniden bir ”tak” sesi. Kapı çalıyor belli ki. Bu ses o soğuk kışın sesi değil, rüzgarın sesi hiç değil. ”Ben açacağım” diyor annem biri çalıyor kapıyı.” Hayır” diyor babam yine ”çocuklarımız var”. Söz yarım kalıyor, kapı yavaşca açılıyor. ”Kim var orda” diyor annem usulca yavaşca kimse duymasın dercesine. ”Kim var orda”

”Benim komşu, benim”. Uzaktan geliyor ses fısıltı gibi kimse duymasın diye cevap verilmiş sanki. Annem bir daha soruyor kim var orda. Ben duyuyorum ama kimse duymuyor başka annemin sesini. Uzaktaki sesi de ben duyuyorum mutfak masasının altında mutfak kapısının yanında. Annem dayanamıyor başını çıkarıyor usulca dışarı. Ne var komşu diyor, yok demiyor eliyle sadece işaret ediyor, sağ elini ne var ne oluyor anlamında sallıyor. Ben dayanamıyorum çıkıyorum masanın altından annemin eteklerine sarılıyorum, beline boyum yetmiyor. Kapıdan bahçeye bakıyorum, uzakta bir adam, adam yere çökmüş, varla yok arası, görünürle görünmez arası telleri arkasından bize bakıyor. Elini burnuna ağzına götürüyor sus işareti yapıyor usulca, eliyle yerde bir sepet gösteriyor anneme. ben de görüyorum.” Komşu diyor bugün paskalya çocuklar aç kalmasın bunu alın buradan, benimkiler de yedi sizinkiler de yesin.”

Annem elini kaldırıyor yine, nedense konuşmaktan korkuyor eliyle işaret ediyor, aslında teşekkür ediyor. Arkaya babama bakıyor, babam ne yapıyorsun içeri gel der gibi duruyor ama kimse dinlemiyor. Annem benim elimden tutuyor, o sepeti al gel Hale diyor. Mutfak kapısı benim geçebileceğim kadar aralık sadece, ben bahçe tellerinin yanındaki sepete bakıyorum. Kaladirabilir miyim diye düşünmüyorum, büyüdüğümü hissediyorum. İlk defa biri birşey istemiş benden günler sonra. Yürüyorum sepeti sapından tutuyorum ve sürüklemeye başlıyorum eve doğru. Çok ağır geliyor ama ben büyüdüm ya, işte o cesaretle kapıya doğru çekiyorum sepeti.

Annem uzanıp sepeti alıyor elimden, sağa sola da bakmayı ihmal etmiyor, kontrol ediyor kimse var mı kimse gördümü diye. İçeri giriyoruz kapıyı kapatıyoruz ve yeniden kilitliyoruz. kilit bütün kötülüklerden koruyor sanki.

Günlerden paskalya. Sepeti açıyoruz içinden renkli yumurtalar çıkıyor, rengarenk yumurtalar. Hellim de var hem de kaç tane. Çörek var ekmek var, hem de zeytin bile var. Annem babama bakıyor babam anneme. ”İyi insan diyor çocukları düşünmüş boğazından geçmemiş biz aç yatarken.”

Günlerden paskalya, 25 Aralık. Biz evde hapis kaldık, kimse zarar vermesin diye eve saklandık, kalabalığız. Arka sağ çapraz Rum komşumuz bizim evde olduğumuzu biliyor. Kalabalık olduğumuzu biliyor ve saklandığımızı da biliyor. Yıllarca komşuluk yaptık sabah kahveleri içtik birlikte, çocuklar birlikte düştü birlikte kalktı. Bizi unutmamış paskalya günü, kapımızı çalmış her paskalya olduğu gibi, bizim de hakkımızı ayırmış, çocuklar sevinsin demiş. Biz saklandık ama kimden bilmiyorum, birileri bizi ölümle korkutmuş ama neden bunu da bilmiyorum, kimden neden korkmuşuz bunu da bilmiyorum, ama Rum komşumuzdan saklanmadığımızı ve korkmadığımızı biliyorum. Komşumuzun bizi, kendi çocukları gibi düşündüğünü de biliyorum. Hakkaten biz neden kimden saklandık ki? Kiminle savaştık, kim bizi öldürmeye çalıştı? Biz ve komşularımız değilse, acaba kim bunlar?

Bayram havası esiyor evde kısa süreliğine, Tükenmeye yüz tutmuş yiyeceklerimize ilaveler olmuş. Önce çocukların karnı doyuyor her zamanki gibi. Ben sarı yumurtayı seçiyorum, o günden sonra sarı en sevdiğim renk oluyor. Ben renkli yumurtayla o gün tanışıyorum.

İstanbul 2014 25 Aralık